← EDITORIAL

DH / EDT / 0044

The Choir of Agony

DEMIRHANE / EDITORIAL
The Choir of Agony artwork

IN DETAIL

Doom metalde roller çoğu zaman bellidir. Temiz vokal güzel tarafı, brutal vokal ise karanlık tarafı temsil eder. The Choir of Agony bu alışılmış düzeni değiştiriyor. İki tarafı ayrı vokalistlere vermek yerine, ikisini de Senem Semiz'in sesinde bir araya getiriyor. Grubun şarkılarında anlattığı ikilik de buradan geliyor. Hikaye 2023'te İzmir'de bir Draconian tribute projesi olarak başlıyor. "Under a Godless Veil" albümünü baştan sona çalıyorlar. Sonra kendi parçalarını yazmaya başlıyor, birkaç isim değişikliğinin ardından The Choir of Agony bugünkü halini alıyor. Kendi müziklerini "modern melankoli" olarak tanımlıyorlar. Doom metal temelini koruyorlar ama tek bir kalıba bağlı kalmak gibi bir dertleri yok. Kadro: Senem Semiz — Extreme vokal Mecit Ege Yılmaz — Lead gitar Karahan Karaoğlu — Ritim gitar Hürkan Çağlar — Bas gitar Volkan Günakın — Davul Peki neden "Choir"? Çünkü grup neredeyse her şarkıda farklı bir vokalisti konuk ediyor. Amaç mümkün olduğunca fazla isim toplamak değil. Şarkının ihtiyacı olan sese göre kimi davet edeceklerine karar veriyorlar. Böylece "koro" fikri her yeni parçayla biraz daha büyüyor. Konuk listesi de şimdiden oldukça geniş. My Dying Bride'ın eski vokalisti Aaron Stainthorpe grupla çalıştı. Thurisaz ve Ka'Una'dan Mattias Theuwen, Aeonian Sorrow'dan Gogo Melone, Ocean of Grief'ten Nikos Vlachakis, The Cross'tan Eduardo ve Lying Figures'tan Frederic Simon da bu koroya katılan isimler arasında. Saturnus, Ghostheart Nebula ve ex-Draconian vokalisti Heike Langhans ile çalışmalar da sırada. Mattias Theuwen'in yer aldığı "Enchanted Nocturne" ise Surge Türkiye tarafından 2025'in en iyi metal şarkısı seçildi. Senem'in extreme vokalle tanışması ise çok daha eskiye gidiyor. Çocukken cadı, canavar ve goblin sesleri taklit ediyormuş. Yıllar sonra çocukken yaptığı şeylerin aslında kullanılabilecek vokal tekniklerine dönüşebileceğini fark etmiş ve bunun üzerine çalışmaya başlamış. Bugün doom'dan grindcore'a kadar uzanan farklı vokal tarzlarını kullanabiliyor. Kendisi için vokal biraz da başka türlü dışarı çıkaramadığı şeyleri anlatmanın yolu. Şarkı sözlerinde varoluş, inanç ve kıyamet gibi konular sık sık karşımıza çıkıyor. Arka tarafta Lovecraft, Cthulhu ve kutsal metinlerden gelen referanslar da var. İlham aldığı isimler sorulduğunda verdiği iki örnek ise birbirinden epey uzak: Chopin ve Thurisaz. Kağıt üzerinde pek yan yana gelmiyorlar. The Choir of Agony'nin müziğinde ise ortak noktaları belli: melankoli. İzmir'in de bu müzikte payı var. Senem şehri "koca bir The Choir of Agony şarkısı" olarak görüyor. Bazı parçaların doğrudan camdan dışarı bakarken yazılmış olması da bunu açıklıyor. Şimdiye kadar yayımlanan parçalar ve yeni bir şarkı, grubun ilk albümü "The Burden of Buried Tales"ta bir araya geliyor. Albümün merkezinde yine aynı ikilik var. Gece ve gündüz. Yan yana. Birkaç yılda bir tribute projesinden, kendi parçalarını yazan ve dünyanın farklı yerlerinden doom müzisyenlerini aynı çatı altında toplayan bir gruba dönüştüler. Şimdi sıra bu albümden sonra nereye gidecekleriyle ilgili. Kulaklığı takıp ışıkları kapatmak size kalmış. Takip et, sahnemizden yeni isimler keşfet! 🤘 Bağımsız müziği ve arkasındaki insanları anlatıyoruz. ⚒️