
IN DETAIL
Önce isme bakalım. Brutal death metal yapan bir grup, adını "güneşi geri kazanmak" koymuş. Müzik koyu karanlıkken isimde tam tersi bir fikir duruyor. Kendi ifadeleriyle bu isim birkaç şekilde okunabiliyor: karanlığın içinden bir şey talep etmek, kaybedileni geri almak, ya da insanın kendi varlığı üzerindeki kontrolünü yeniden eline alması.
Reclaiming the Sun 2018'de İstanbul'da kuruldu. Kadro:
Şeref Mert Gücün — Vokal
Umut Mert Erel — Gitar
Ulaş Ceylan — Gitar, back vokal
Kyle Eren Ebden — Davul
Atahan Öztürk — Bas gitar
Merkezde brutal death metal var; death ve black metalin karanlık atmosferinden de besleniyorlar.
İşin en dikkat çekici tarafı ağırlığı nasıl tarif ettikleri. Düşük akort, blast beat, agresif vokal — bunlar zaten türün alfabesi. Onlara göre asıl mesele parçanın geride ne bıraktığı: dinleyiciyi rahatsız eden, düşünmeye iten bir atmosfer kurabiliyor mu?
Bu, brutal death metal içinde kolay bir tercih sayılmaz. Türün doğal eğilimi hızda ve sertlikte yarışmak; atmosfer peşine düşmek ise insanı yavaşlatır. Reclaiming the Sun ikisini aynı anda taşımaya çalışıyor. İstedikleri şey, bir parçanın sadece riffiyle değil bıraktığı huzursuzlukla da hatırlanması.
Sözler de aynı yerden besleniyor: varoluş, inanç, hiçlik duygusu ve içinde yaşadığımız dünyanın karanlığı. Cevap vermek yerine soru soracak alan açıyorlar. Parça isimleri bunu zaten ele veriyor — "To Be In Nullity", "The Hell We Live In", "Eucharists of Irreligionism".
İlk kayıt "Crooked Reflection" 2019'da çıktı. 2022'de gelen yedi parçalık "Last Tolls of Existence" ise kimliğin netleştiği yer; kurmak istedikleri dünya ilk kez bütün hâlde duruyor.
Belirli kalıplara uymak yerine sevdikleri ekstrem metal unsurlarını ortak bir dilde toplayan bir grup. Dinlemeye değer. Takipte kal. 🤘